Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/3383 E. , 2018/14046 K.

Cevapla
Yargitay
Mesajlar: 118581
atmoposciel.pl - Jedwabne Poszewki | Pościel Jedwab
Kayıt: 03 Oca 2021, 15:45

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/3383 E. , 2018/14046 K.

Mesaj gönderen Yargitay »

1. Hukuk Dairesi 2017/3383 E. , 2018/14046 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, İlk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karar davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ilişkin olarak ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanları ...’ın maliki olduğu 231 ada 2 ve 10 parsel, 133 ada 1 ve 132 ada 16 parsel sayılı taşınmazlarını, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalıya satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürerek anılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, temliklerin mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından dava konusu 231 ada 2 parsel ve 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan tarafından muvazaalı olarak temlik edildiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün ortadan kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1932 doğumlu mirasbırakan....’ın 13.08.2015 tarihinde öldüğü, geride davacı kızı ...., davalı oğlu .... ile dava dışı eşi ... ve oğlu ...’in mirasçı olarak kaldıkları, mirasbırakanın maliki olduğu 231 ada 2 parsel (eski 554) ile 133 ada 1 parsel (1646) sayılı taşınmazdaki ½ payının ½ ‘sini 04/07/2012 tarihinde satış suretiyle davalı ...’a temlik ettiği, diğer dava konusu 132 ada
16 parsel (eski 4670) sayılı taşınmazın 13/07/1995 tarihinde dava dışı.... tarafından satış yoluyla davalıya devredildiği, yine dava konusu 213 ada 10 parsel (eski 601) sayılı taşınmazın 1/2 payının da 24/05/2004 tarihinde dava dışı ... tarafından davalıya satış yoluyla devredildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de, Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı hususlarının araştırılmasında ve satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda 6100 sayılı HMK'nun 190. ve 4721 sayılı TMK'nun 6. maddeleri gereğince davacı iddiasını ispatla mükelleftir.
Somut olaya gelince; dava konusu 132 ada 16 ve 213 Ada 10 ( eski 601 ) parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan adına kayıtlı olmadığı, anılan taşınmazların davalı tarafından dava dışı kişilerden temlik alındığı anlaşılmıştır. Davalı ... mirasbırakanın eşi tarafların annesi ..., mirasbırakanın ölmeden önce davacı kızı da dahil tüm çocuklarına taşınmazlarını paylaştırmak istediğini, kızının buna yanaşmadığını, ayrıca mirasbırakanın arsa alması için davacı kızına para yardımında bulunduğunu temlikin mal kaçırma kastı ile yapılmadığı yönünde beyanda bulunmuştur. Ayrıca mirasbırakanın çocukları ile bir problemi olmayıp dosyaya mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir bir bilgi de sunulmamıştır. Kaldı ki, mirasbırakanın terekesinde 13 parça daha farklı vasıflarda taşınmazın bulunduğu, mal kaçırma kastı ile hareket etseydi terekesindeki diğer taşınmazları da devredebileceği açıktır.
Somut olgular yukarıdaki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde temlikin mal kaçırmak amacıyla yapılmadığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca; ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararı doğru olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile kısmen kabul kararı verilmesi isabetli olmamıştır.
Davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Cevapla

“Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018 Yılı Kararları” sayfasına dön