Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/16090 E. , 2017/8093 K.

Cevapla
Yargitay
Mesajlar: 66152
atmoposciel.pl - Jedwabne Poszewki | Pościel Jedwab
Kayıt: 03 Oca 2021, 15:45

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/16090 E. , 2017/8093 K.

Mesaj gönderen Yargitay »

21. Hukuk Dairesi 2016/16090 E. , 2017/8093 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1984 tarihinin ilk sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun ve yurtdışı borçlanmasının devredilen SSK'ya sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

Dava, davacının Fransa'da 1984 yılında geçen çalışmasının sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespiti ile yurt dışı borçlanmasının 506 sayılı Yasa kapsamında kabul edilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 11.02.2014 tarihinde yurt dışında geçen “01.01.1984-31.12.2003” tarihleri arasındaki çalışmalarını borçlanma talebi ile davalı Kuruma başvurduğu, “01.04.1990-31.12.1991” tarihleri arasındaki 630 gün için davalı Kurum tarafından tahakkuk cetveli düzenlendiği, davalı Kurumun davacı adına yurt dışındaki çalışması kapsamında 1990 yılının 2.dönemi itibariyle prim yatmaya başladığından borçlanma işlemini 01.04.1990 tarihinden itibaren başlattığını bildirdiği, davacının en son 13.12.2013 tarihinde 5510 sayılı Yasa'nın 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalı çalışmasının sona erdiği, Fransa hizmet cetvelinde davacının 1984 tarihinden itibaren sigorta kapsamında olduğu belirtilmişse de 1990 yılında prim ödemesinin başladığı, anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıklardan biri davacının yurt dışı hizmet borçlanmasına ait sürelerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 5.maddesine 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79.maddesi ile eklenen (yürürlük tarihi 08.05.2008) 4.fıkraya göre "Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye'de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir."
Davacının, Fransa'da 1984 yılında geçen çalışmasının sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilip edilemeyeceği hususuna gelince; 3201 sayılı Yasa'nın 6552 sayılı Yasa ile değişik 5.maddesinden söz etmek gerekir. 3201 sayılı Yasa'nın 5.maddesinin 5.fıkrasına göre; "Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz. Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir."
02.11.1984 tarihinde imzalanan ve 05.12.1984 tarihli 3241 sayılı Kanunla onaylanıp 01.04.1987 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa Cumhuriyeti arasında bağıtlanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 30’uncu maddesinin 1’inci bendi "Bir işçi, Türk mevzuatına tabi olmadan önce Fransız Sosyal Güvenlik rejimlerinden birine tabi olmuşsa Fransız mevzuatına ilk tabii olduğu tarih, Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına ilk defa tabi olduğu tarih olarak kabul edilir." hükmünü içerdiğini de belirtmek gerekir.
Bunun yanı sıra Türk vatandaşlarının yurt dışında sigortalılığa tabi oldukları ilk tarihin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi için sigortalılığın fiili (eylemli) çalışmaya dayanması gerekir.
Yurtdışında iken fiili (eylemli) çalışması bulunmadığı halde o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına göre yardım niteliğinde ödeme yapılan dönemlerin, çalışmaya dayalı olmayan sigorta kapsamındaki sürelerin ve ev hanımı olarak geçen sürelerin Türk Fransız Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 30. maddesinin 1. bendi anlamında yurtdışında geçen çalışma olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.
Somut olayda, davalı Kurumdan davacının yurt dışı borçlanmasının hangi yasa kapsamında kabul edildiği sorularak bu hususta uyuşmazlık bulunup bulunmadığını netleştirmek gerekirken ve davalı Kurum tarafından aksi kabul edildiği takdirde davacının borçlanma talep tarihi olan 11.02.2014 tarihinden önce en son Türkiye'de 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalılığı bulunduğundan yurtdışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması hatalıdır. Bunun yanı sıra davacının yurt dışındaki fiili çalışmasının hangi tarihte başladığının tereddüte yer vermeyecek bir şekilde belirlendiğinden de söz edilemez.
Yapılacak iş, davalı Kurumdan davacının yurt dışı borçlanmasının hangi yasa kapsamında kabul edildiğini sormak bu hususta uyuşmazlık bulunup bulunmadığını belirlemek ve uyuşmazlık bulunduğu takdirde yukarıda yapılan açıklamalara göre karar vermek, davalı ... aracı kılmak suretiyle Fransa Sigorta Kurumundan davacının 01.01.1984 tarihinde eylemli çalışmasının olup olmadığını sormak, bu tarihte başlayan çalışmanın sigortaya esas çalışma olup olmadığını, yoksa stajyerlik kapsamında bir çalışma mı olduğunu sorup çalışmanın niteliğini belirleyerek yukarıda yapılan açıklamlar ışığı altında sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Cevapla

“Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017 Yılı Kararları” sayfasına dön