Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/14271 E. , 2017/2792 K.

Cevapla
Yargitay
Mesajlar: 65511
atmoposciel.pl - Jedwabne Poszewki | Pościel Jedwab
Kayıt: 03 Oca 2021, 15:45

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/14271 E. , 2017/2792 K.

Mesaj gönderen Yargitay »

20. Hukuk Dairesi 2015/14271 E. , 2017/2792 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi asli müdahil Orman Yönetimi ve davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, .... köyü 102 ada 5 parsel sayılı 15004,27 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu parselin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, katılan davacı ... Yönetimi 22/03/2010 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, Hazinenin davasının reddine, katılan davacı ... Yönetiminin davasının ise kabulüne ve dava konusu .....ili, .... ilçesi .... köyü, 120 ada 5 (102 ada 5) parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının (kadastro tespitinin) iptali ile orman vasfıyla hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Dairemizin 2011/277 - 8956 sayılı kararıyla “Yapılan incelemede mahkemece keşif ara kararı ile bir kısım davalılara dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğine dair ara kararına aynı celsede karar verildiği, keşif sonrasındaki celse de ise hüküm kurulduğu gözlenmiştir. Mahkemenin bu uygulaması davalılara, davaya karşı cevap, savunma ve delillerini bildirme imkanını kısıtlama sonucunu doğurmuştur. Nitekim hükmü temyiz eden davalı tapu kaydına dayanmaktadır ve davalının dayandığı tapu kaydı belirtilen uygulama nedeniyle keşifte uygulanmamıştır. Mahkemenin belirtilen bu uygulaması Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Oysa, savunma hakkı en tabi Anayasal haklardandır. Anayasanın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılama hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olduğundan, davalılar davaya dahil edilmeden delil toplanılması ve keşif yapılarak hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.
Yasal ayrıcalıklar dışında yargılamayı yürüten hakim davanın taraflarını dinlemeden veya iddia ve savunmalarını yapmak üzere yasal şekil ve şartlara göre çağırmadan, delilleri toplayıp hüküm veremez (Anayasanın 36. ve HYUY’nin 73. maddeleri). Mahkeme hakimi tarafından dava dilekçesi ve duruşma gününün taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ ettirilmesive tüm tarafların katılımlarının sağlanmak suretiyle taraf oluşturulduktan sonra işin esasına girilip yargılamanın sürdürülmesi gerekir.
Bu nedenle; davalılara tebligat kanunu hükümlerine uygun olarak, dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip, bu davada da yer alma olanağı verilmeden, savunma ve delillerini bildirmesine olanak tanınmadan, davalıların savunma hakkını kısıtlayacak biçimde, yokluklarında işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması esaslı bir usul hatası olup, mutlak bozma nedenidir. Bozma nedenine göre davacı Hazine ve davalı ...’ın diğer temyiz itirazları incelenmemiştir. Bundan ayrı olarak; tespitin iptali yerine, “tutanağın iptali” ifadesinin kullanılması, kısa kararda sicil oluşturulmaması, komşu parsel tutanakları getirtilmeden hüküm kurulması da doğru değildir” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı Hazinenin davasının sübut bulmadığından reddine, asli müdahil Orman Yönetiminin davasının sübut bulmadığından reddine, dava konusu.... ili, .... ilçesi, .... köyü, 102 ada 5 sayılı parselin tespit gibi aynı vasıf ve mahiyette tespit malikleri adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm asli müdahil Orman Yönetimi ve davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılan ve 16/04/2007 ila 16/10/2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu ile eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılmayan yerlerden olduğu ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının asli müdahil Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 03/04/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Cevapla

“Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017 Yılı Kararları” sayfasına dön