Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/13314 E. , 2017/2779 K.

Cevapla
Yargitay
Mesajlar: 66996
atmoposciel.pl - Jedwabne Poszewki | Pościel Jedwab
Kayıt: 03 Oca 2021, 15:45

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/13314 E. , 2017/2779 K.

Mesaj gönderen Yargitay »

20. Hukuk Dairesi 2015/13314 E. , 2017/2779 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı/karşı davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R


Yörede 1956 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında ... köyü 657 parsel sayılı 4400 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle belgesizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle...adına tesbit ve tapuya tescil edilmiştir. Çekişmeli yer daha sonra 941, 942 ve 943 sayılı parsellere; 943 sayılı parsel ise 946, 947 ve 948 sayılı parsellere ayrılmıştır.
Davacı Hazine 946, 947 ve 948 sayılı parsellerin kesinleşen 2/B alanında kaldığını ileri sürerek, tapularının iptali ile Hazine adına tescillerini istemiştir.
Mahkemece dava dosyası ... tarafından açılan şerhin iptali davası ile birleştirilmiş; yapılan yargılama sonucunda ...'ın davasının reddine, Hazinenin davasının kabulü ile çekişmeli .... köyü 946, 947 ve 948 sayılı parsellere ait tapu kayıtlarının iptaliyle orman niteliğinde Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacılardan ... tarafından 946, 947 ve 948 sayılı parsellere; davalılardan.... mirasçıları tarafından 948 parsele yönelik olarak temyiz edilmişir.
Dairemizin 2013/4669 E. - 7374 K. sayılı kararıyla “Dosya Dairemizce incelenmiş, 15/03/2012 tarihli karar ile davalılardan .... oğlu ...'ın kızı ...'ın (...); Hazinenin açtığı ve temyize konu dosya ile birleştirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/381 Esas sayılı dosyasına sunduğu 12.10.2009 havale tarihli dilekçe ile babası ...'ın öldüğünü belirterek ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.12.1991 gün ve 1991/959-1217 sayılı veraset kararını sunduğu halde mahkemece Hazinenin dava dilekçesi ve gerekçeli karar ...'a ilânen tebliğ edildiği, yine davalılardan ... kızı ...'e dava dilekçesinin ... köyü/....k adresine gönderildiği, muhatabın tanınmadığı yönündeki açıklama ile tebligatın mahkemeye iade edildiği halde gerekçeli kararın aynı adreste Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ ettirildiği, yine davalılardan ..., ..., ..., ... ve ...'ın dava dilekçesinde belirtilen adrese gönderilen duruşma gününü bildirir tebligatın “Tanınmıyor” açıklaması ile mahkemeye iade edildiği, bunun üzerine zabıta aracılığıyla adres araştırması yaptırıldığı, tebligata yarar açık adreslerin tespit edilememesi üzerine mahkemece resmî kurum ve kuruluşlardan davalıların tebligata yarar açık adresi sorulmadan duruşma günü ve gerekçeli kararın ilanen tebliğ edildiği anlaşıldığından davalılardan ...'ın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.12.1991 gün ve 1991/959 - 1217 sayılı verâset ilâmında belirtilen mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın tebligata yarar açık adresleri 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi gözetilerek adrese bağlı kayıt sistemindeki adresleri nüfus müdürlüğünden sorulup dava dilekçesi ve gerekçeli karar adrese bağlı kayıt sistemindeki tespit edilen adreslerine gönderilerek 7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bu doğrultuda işlem yapılarak tebligatlar yapılmıştır. Adı geçen kişilerden ..., ..., ... ve ... kararı temyiz edip kendilerinin davadan haberlerinin olmadığı, taraf teşkili tamamlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulduğu, kanunî savunma haklarının kısıtlandığını ileri sürmüşlerdir.
İncelenen dosya kapsamına, özellikle Dairenin iade kararı üzerine temyize gelenlerin ileri sürdükleri sebeplere göre bu iddialar yerindedir. Kaldı ki; dosya arasında bulunan veraset ilâmı gereğince davalılardan ...'ın dava tarihi olan 07/06/2005 tarihinden çok önce 12/02/1990 tarihinde öldüğü ve ölü kişiye karşı dava açıldığı da sabittir. Açıklanan nedenlerle mahkeme kararı usûl ve kanuna aykırıdır.” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Hazine vekilinin 27/02/2014 tarihli celsede 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazlar üzerindeki şerhlerin kaldırıldığını beyan etmesi sebebiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu dosyada konulan tedbirlerin karar kesinleştikten sonra kaldırılması için tapu müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verilmiş, hülküm davalı/karşı davacı Hazine tarafından şerhlerin kaldırılmadığı ve davaya devam edilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil ile tapu kaydındaki şerhin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1980 yılında orman kadastrosu yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ile aplikasyon ve 2. madde uygulaması yapılmış; sonuçları 25/06/1981 tarihinde ilân edilmiştir. 1989 yılında yapılan orman kadastrosu yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ve aplikasyon ile 2/B uygulamaları ise 27/02/1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir. Yörede genel arazi kadastrosu 1956 yılında yapılmıştır.
1) Davalı/karşı davacı Hazinenin şerhin kaldrılması talebi hakkındaki temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve hüküm tarihinde çekişmeli taşınmazlar üzerinde bulunan şerhlerin 6292 sayılı Kanun uyarınca kaldırıldığı anlaşılarak konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı/karşı davacı Hazinenin tapu iptali ve tescil talebi hakkındaki temyiz itirazları yönünden;
Davalı/karşı davacı Hazine tarafından çekişmeli taşınmazların kesinleşen 2/B alanında kaldığını ileri sürerek, tapularının iptali ile Hazine adına tescillerini talep etmesine rağmen, Dairemizce hükmün usul yönünden bozulmasına karar verildikten sonra mahkemece bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Hâkim açılan davalarla ilgili olarak olumlu ya da olumsuz karar vermek ve uyuşmazlığı çözümlemekle yükümlüdür. Davalı/karşı davacı Hazine tarafından usûlüne uygun olarak dava açıldığı halde, mahkemece bu hususta hüküm kurulmaması usûl ve kanuna aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yuklarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle, davalı/karşı davacı Hazinenin şerhin kaldrılması talebi hakkındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bentde açıklanan nedenlerle, davalı/karşı davacı Hazinenin tapu iptali ve tescil talebi hakkındaki temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03/04/2017 günü oy birliği ile karar verildi.
Cevapla

“Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017 Yılı Kararları” sayfasına dön