Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/10681 E. , 2017/2929 K.

Cevapla
Yargitay
Mesajlar: 67358
atmoposciel.pl - Jedwabne Poszewki | Pościel Jedwab
Kayıt: 03 Oca 2021, 15:45

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/10681 E. , 2017/2929 K.

Mesaj gönderen Yargitay »

20. Hukuk Dairesi 2015/10681 E. , 2017/2929 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili 20.05/2008 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin alacaklısı bulunduğu ... 3. İcra Müdürlüğünün 2005/2769 Esas sayılı dosyasından, dosya borçlusu ve halen tapu kayıtlarında malik olarak görünen ....'ın maliki bulunduğu ..., .... köyü 301 parselde kayıtlı bulunan tarla niteliğindeki gayrimenkulün kaydına haciz şerhi işlenmesine ilişkin olarak tapuya müzekkere gönderildiğini, tapu müdürlüğünce 17/03/2005 tarihli yazı cevabında 48363 m2 alanlı tarlanın dosya borçlusu adına kayıtlı bulunan 19318/48636 hissesine 17/03/2005 tarih ile haciz şerhinin işlendiği ve taşınmaz üzerinde başkaca takyidat bulunmadığının bildirildiğini, dosya borcunun ödenmemesi üzerine haciz şerhi işlenen ve üzerinde başkaca takyidat bulunmadığı bildirilen taşınmazın icra ihalesi ile satışı cihetine gidilerek yapılan satış işlemine göre tarlanın borçlu adına kayıtlı olduğu ifade edilen 19318/48636 hissenin cebri icra marifetiyle satılarak paraya çevrilmesi işlemine ilişkin olarak ... 2. İcra Müdürlüğünün 2006/581 talimat sayısı ile başlandığını, 424.996,00.-TL'lik kıymet takdir edildiğini ve bu kıymetin kesinleştiğini, 27/08/2007 tarihinde yapılan icra ihalesi ile 175.000.-TL bedel ile alacaklı müvekkiline ihale olduğunu, ihaleye itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, müvekkilinin ihale bedelinin yanı sıra 32.301.-TL KDV ve damga resmi, 1.751,00.-TL tellaliye harcı ve ihale bedeli üzerinden ... 3. İcra Müdürlüğünün 2005/2769 Esas sayılı dosyasından 15.750,00.-TL tahsil harcı ve 3.500,00.-TL cezaevi harcının kesinleştiğini, müvekkili adına ihale edilen taşınmazın tescili için belge hazırlanarak davalı idareye gönderildiğini, davalı idarenin tescil işlemi için gönderilen yazıya, gayrimenkulün işlem dosyasının kapağına takılı bir ilam bulunduğu ve ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/36 E. - 1999/182 K. sayılı ilamına göre .... adlı şahsa ait bulunan 19318/48636 hissenin 6818/48636 hissesinin ...adına hükmen tesciline karar verildiği bu nedenle tescil işleminin yerine getirilemediğinin ifade olunduğunu, bunun üzerine oluşan zararın tazmini için asliye hukuk mahkemesinde ayrı tazminat davası ikame olunduğunu, bakiye 12500/48636 hissenin ihale alıcısı müvekkili adına tescili için müzekkere yazıldığı, ancak taşınmazın orman sahasında kaldığına dair dosyasında şerh bulunduğundan bahisle .... Orman Yönetimine 17/12/2012 tarihinde devir işleminde sakınca olup olmadığının sorulduğu, satışa konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu için satış ve devrinin mümkün olmadığına dair görüş bildirildiği, bu nedenle cebri tescil talebinin yerine getirilmediğinin ifade edildiği, tapu kayıtlarına göre taşınmazı ....'ın 14/03/2005 tarihinde edindiği, iyiniyetli ve tapu kayıtlarına güvenerek kamu idaresi güvencesi ile yapılan ihaleye iştirak eden ve Medeni Kanun gereğince tescilsiz mülkiyeti iktisab eden vekil edeninin alımının davalı tarafından tescil edilmemesinin hukuka aykırı olduğundan taşınmazın davalı ... kayıtlarının hatalı tutulması sonucunda icra ihalesinde 19318/48636 hisseden 6818 m2 edinilememiş ancak tamamı için bedel ödenmiş olması nedeni ile tescil edilemeyen kısım olan 12500/48636 hissenin müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde reddedilen hisseye tekabül eden 113.236,36.-TL bedel, 20.396,16.-TL KDV, 1.113,40.-TL tellaliye harcı, 12.456,00.-TL icra dairesince kesilen cezaevi yapı harcı ve 509,57.-TL olmak üzere toplam 147.711,49.-TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının davasının tapu iptali tescil açısından esastan reddine, tazminat talebi açısından kısmen kabulü ile 139.846,88.-TL'nin dava tarihi olan 20/05/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Hazine'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde TMK'nın 1007. maddesi gereğince tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın orman müdürlüğü tarafından açılan dava sonucu orman vasfı ile tesciline karar verildiği gerekçesi ile davacının tapu iptal ve tescile ilişkin talebinin reddine karar verilmişse de;davanın açıldığı tarihte dava konusu Pirinçci köyü 301 parsel sayılı taşınmaz Bahattin Uçan ve arkadaşları adına tarla vasfı ile kayıtlı olup, yargılama sırasında Orman Genel Müdürlüğünce açılan dava sonucu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm 24/03/2014 tarihinde yargılamanın devamı sırasında kesinleşmiştir.
Tapu iptali ve tescil davaları kural olarak, tapuda malik olarak görünenlere karşı açılır. Buna rağmen davacı dava açarken davalı olarak tapu maliklerini göstermemiştir, yargılamanın devamı sırasında taşınmazın orman vasfı ile tesciline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği düşünülse dahi bu durumda da tapu maliki Hazine ile ormanları kullanma hakkına sahip olan Orman Yönetimi de davalı olarak gösterilmediğinden, mahkemece davacının tapu iptal ve tescil davasının pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekmekte ise de sonuç olarak tapu iptal ve tescil talebi açısından red kararı verilmiş olduğundan bu husus bozma sebebi yapılmamıştır
Davacının TMK’nın 1007. maddesine dayalı tazminat istemine yönelik kurulan hüküm açısından ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi, tapu sicilinin aleniliği ve tapu siciline güven ilkelerinin yansımasının sonucu olarak, mülkiyet hakkı ya da başkaca bir ayni hak edinen kişinin, bu sicilin tutulması nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin olup, buna göre "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
Medeni Kanunun 1007. maddesi gereğince davalı sıfatı Hazinenin olup tapu müdürlüğü vaya kadastro müdürlüğünün davalı sıfatı bulunmadığından davalılar aleyhine açılan tazminat davanın husumetten reddi gerekeceği hususu düşünülebilir ise de Yüksek Hukuk Genel Kurulunun HGK 2011/9-718 E. - 2012/36 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, HMK’nın 124/4. maddesindeki, “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” hükmü uyarınca, somut olayda, tapu ve kadastro müdürlüklerinin davalı gösterilmesi ve davalıların Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmasının temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre de davacı, temsilcideki yanılmayı sonradan düzeltebilir. Temsilcide yanılmanın hukuki yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmaz.
Davanın niteliğine göre, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan tapu ve kadastro müdürlükleri hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece tapu ve kadastro müdürlüklerine yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilcide yanılma hali re'sen gözetilerek, davanın Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmesi, Hazinenin delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 06/04/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Cevapla

“Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017 Yılı Kararları” sayfasına dön